Bu Memlekette Gazetecilik…

Bu Memlekette Gazetecilik…

Bu Memlekette Gazetecilik…


Bu memlekette gazetecilik,
kartvizite yazılan bir unvan değildir.
Omuzda taşınır.
Yürekte taşınır.


Bedeli bazen uykusuzluk, bazen yalnızlık, bazen de sessizliktir.
Kırk yıl…
Az değil.
Bir ömrün yarısı değil, neredeyse tamamı.
Muhabirlikten başlanır.
Sahada ayakkabılar eskir önce.
Sonra dizler.
Sonra sabır.
Genel Yayın Yönetmenliği olur,
kalem ağırlaşır.
Çünkü artık sadece haber değil,
sorumluluk da yazarsın.
Kameramanlık yaparsın,
görüntünün kadrajına gerçeği sığdırmaya çalışırsın.
Bazen sığmaz.
Çünkü gerçek, her zaman ekrana yakışmaz.
Spor yorumculuğu dersin,
zannedilir ki kolay.
Oysa adalet ister.
Taraf tutmadan konuşabilmek ister.
Alkıştan önce vicdan ister.
Yönetim Kurulu Başkanlığına gelirsin,
makamın olur ama rahatın olmaz.
Çünkü gazetecilikte koltuk,
arkası en dik duran sandalyedir.
Bu memlekette gazetecilik,
cemiyetlerde öğrenilir.
Koridorlarında tartışma,
çayında emek vardır.
Ceyhan Gazeteciler Cemiyeti…
Bir bina değildir.
Bir okuldur.
Onlarca adam yetiştirir.
Yetişmeyeni kapı dışarı eder.
Çünkü gazetecilik,
her isteyenin harcı değildir.
Ailece yapılır bu meslek.
Eve geç gelinir.
Sofra soğur.
Ama baş dik oturulur.
Baba gazetecidir.
Oğul da.
Biri tecrübe,
biri gelecek.
Ceyhun Özer’le birlikte Ankara yollarına düşülür.
Sebep bellidir.
Basın Medya Meslek Yasası.
Medya Meslek Birliği.
Çünkü bu ülkede gazetecilik hâlâ “meslek” sayılmak için mücadele eder.
Çünkü hâlâ yasal bir zemine oturtulması gereken bir onur alanıdır.
XI. Anadolu Medya Çalıştayı…
Salonlar doludur.
Ama en çok umut doludur.
Şakir Gürel oradadır.
Yılmaz Karaca.
Menderes Demir.
Cemiyet başkanları, meslektaşlar…
Hasret giderilir.
Çünkü gazeteciler,
en çok birbirlerine iyi gelir.
UBK Genel Başkanı Şakir Gürel…
Kolay iş yapmaz.
Zor olanı seçer.
Gazeteciliğin hakkını arar.
Medya sektörünün yasal statüsü için kavga eder.
Kavga derken…
Yumrukla değil, hukukla.
Ve biz destek oluruz.
Çünkü bu mücadele,
kişisel değildir.
Toplumsaldır.
Gazeteci kimdir?
Olan biteni yazan değildir sadece.
Olan bitenin ne anlama geldiğini anlatandır.
Tek kaynağa inanmaz.
Belge ister.
Tanık ister.
Vicdan ister.
Yorumla haberi karıştırmaz.
Kamu yararını pusula yapar.
Gazete olur,
televizyon olur,
radyo olur,
internet olur…
Ama öz aynı kalır.
Gazetecilik,
milletin gözü kulağı olmaktır.
Bazen sesi olmaktır.
Bazen susturulanın nefesi olmaktır.
Milli ve manevi değerlere saygılı,
evrensel basın ilkelerine sadık…
Zor denge.
Ama onurlu denge.
Bugün hâlâ ayaktaysak,
kırk yıl sonra hâlâ “gazeteciyim” diyebiliyorsak,
sebebi budur.
Bu ülkede gazetecilik,
kolay yaşlanmaz.
Ama doğru yaşlanır.
Ve bazı meslekler vardır…
Emekli olunmaz.
Ancak susulur.
Gazetecilik onlardan biri değildir.

Benzer Haberler