ÖMER ARSLAN SOYADI GİBİ ARSLAN'DIR...
Bazı insanlar vardır…
Adları nüfus kâğıdında yazar ama aslında vicdanlara kazınır.
Makamla büyümezler, makam onları küçültür.
Fotoğraf vermezler, fotoğraf çektirenler onlardan rol çalar.
Bazı insanlar vardır…
Felaket gelince “basın açıklaması” yapmaz,
ayakkabısını giyip sahaya iner.
6 Şubat…
Takvim yapraklarında bir tarih.
Ama bu ülkenin yüreğinde kapanmayan bir yara.
O gün, enkazın altında sadece binalar yoktu.
İnsanlık da çökmüştü.
Kimin nerede olduğu, kimin gerçekten insan olduğu o gün belli oldu.
İşte o günlerden birinde…
Ceyhanlı bir adam çıktı ortaya.
Ne kameraya oynadı,
ne sosyal medyaya.
Ne de “biz yaptık” dedi.
Adana Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi,iş insanı ve Arslan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Arslan.
Ceyhan Sevdalısı…
Ama lafla değil, icraatla.
Depremin hemen ardından,
“Ne yapabiliriz?” diye toplantı yapmadı.
“Ne gerekiyorsa yaparız” dedi.
Tam 25 gün boyunca,
öğle-akşam demeden,
sıcak yemeği tencereden alıp
umudun bittiği sofralara koydu.
Dörtyol’da…
Payas’ta…
İskenderun’da…
Hatay’da…
Yüzlerce değil,
binlerce yüreğe dokundu.
Yetmedi.
Ceyhan’da iki fırını kapattı.
Kilidi vurmak için değil,
deprem bölgesine hizmet için.
Yetmedi.
200 ton erzak…
Konteyner konteyner…
Sessiz sedasız…
Ceyhun Haber aracılığıyla
gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.
Gösteriş yok.
Reklam yok.
Paylaşım yok.
Ama şunu bilin…
O sofralarda edilen dualar,
bin afişten daha değerlidir.
Ben 40 yıldır sahadayım.
Siyasetçi gördüm.
STK başkanı gördüm.
Mülki amir gördüm.
Ama böylesini az gördüm.
Makamın gözüne bakmayan,
koltuğun peşinde koşmayan,
“önce insan” diyen bir iş insanı…
Bir gün bir haber yapılıyor.
Evi su basmış,
bir garip…
Haber bitiyor,
kamera kapanıyor.
Ama Ömer Arslan için asıl iş o zaman başlıyor.
Evi yenileniyor.
Döşeniyor.
Teslim ediliyor.
Sessizce.
Ramazan gelir…
Koli koli yardım.
Kurban Bayramı gelir…
Koçları kendi eliyle keser,
tartarak,
adaletle dağıtır.
Şimdi Ramazan yine kapıda.
Yine yardım paketleri yolda.
Şirketinde ailesiyle çalışır.
Personeline sor…
“Allah razı olsun” derler.
Peki ya koltuğa oturanlar?
Birbirinin kuyusunu kazmakla meşguller.
“Onun yerine nasıl geçerim” hesabındalar.
Oysa memleket hizmet istiyor.
Reklam değil.
Kavga değil.
Ego değil.
Ceyhanlılar şunu iyi bilmeli:
Bu memlekete hizmet edenle,
bu memleketten nemalananı ayırt etmezsek
kaybeden yine biz oluruz.
Ve evet…
En büyük sorumluluk da
bizim gibi halkın önünde olanlara düşüyor.
İyiyi anlatmak,
doğruyu göstermek,
hakkı teslim etmek…
İyi ki varsın Ömer Arslan.
Allah işini gücünü rast getirsin.
Seninle gurur duyuyoruz.








