Saat 04.17… Bu ülke uykudaydı. Ölüm ayaktaydı.

Saat 04.17… Bu ülke uykudaydı.   Ölüm ayaktaydı.

Saat 04.17… Bu ülke uykudaydı. 

Ölüm ayaktaydı. 

Takvim yaprakları 6 Şubat’ı gösterdiğinde, bu memleketin saati durdu. Duvarlar yıkıldı. Evler çöktü. Ama en çok da insanın içi göçtü. Adana’dan Hatay’a, Kahramanmaraş’tan Malatya’ya, Gaziantep’ten Adıyaman’a… Bir gecede 11 şehir, haritadan değil ama hayattan silindi. Beton değil, umut çöktü. Kolon değil, gelecek kırıldı.

 Ceyhan’da bir anne öldü. Ama o anneyle birlikte bir soy ağacı devrildi. Belde belde, köy köy… Bir evin içinde üç kuşak sustu. Ninni yarım kaldı. Okul çantası kapının arkasında kaldı. Babaların cümlesi eksik bitti. O gece enkazın altından sadece insanlar çıkarılmadı… Hayaller çıkarıldı. Ekmek parası çıkarıldı. Fotoğraf albümleri, nikâh yüzükleri, mezuniyet belgeleri çıkarıldı. Ve bazıları… Hiç çıkarılamadı. Üç yıl geçti. Acı geçmedi. Çünkü bu ülkede zaman bazı yaraları iyileştirmez. Bazı yaralar, hafızaya kazınır. Her siren sesinde, Her artçıda, Her “Allah korusun” cümlesinde yeniden kanar. O gün millet, çıplak elleriyle kazdı toprağı. Devlet, devlet olduğunu hatırlamak zorundaydı. Ve evet… O zor günlerde omuz omuza durduk. Bir tas çorbayı, bir battaniyeyi, bir umudu paylaştık. Ama unutmayalım: Bu felaket sadece deprem değildi. Bu felaket, ihmallerin, vurdumduymazlığın, “bir şey olmaz”cılığın enkazıydı. Doğa vurdu. Ama öldüren çoğu zaman insan eliyle yapılmış binalardı. Bugün 6 Şubat. Anma günü değil sadece. Hesap günü. Vicdan günü. Utanma günü. Her kaybettiğimiz can, bize şunu fısıldıyor: “Beni hatırla ama sadece ağlamak için değil… Bir daha olmaması için.” Rabbim bir daha göstermesin diyoruz. Ama sadece dua yetmez. Unutursak, tekrar olur. Alışırsak, daha beter olur. Bu ülkenin toprağı şehitlerimizi taşıyor. Depremde kaybettiklerimiz de bu toprağın sessiz şehitleridir. Ruhlarına bir Fatiha yetmez belki… Ama adalet, sorumluluk ve unutmamak borcumuzdur. 6 Şubat’ı unutursak, Biz zaten çökmüşüz demektir. 

Benzer Haberler