Gerçek Soyguncu…
Aşağıdaki hikaye; profesyonellik, tecrübe ve fırsatçılık üzerine yazılmış gibi görünse de, aslında sistemin gerçekte nasıl işlediğini anlatır.
Bir gün silahlı soyguncular bir bankaya girer. İçlerinden biri bağırmaya başlar:
"Kıpırdamayın! Para devletin, hayatınız ise sizindir. Herkes yere yatsın!"
Bu birinci derstir: Zihin Değiştirme Kavramı
“İnsanların alışılagelmiş düşünme şeklini değiştirip kendilerini güvende hissetmelerini sağlar”
Herkes sessizce yere yatar.
O sırada bankadaki genç ve alımlı bir kadın çalışan masanın üzerinde uygunsuz bir pozisyonda uzanınca, soyguncuların lideri kadına bağırır:
"Lütfen edepli yat hanımefendi!
Bu bir banka soygunu, tecavüz değil.
İşimizi yapıp gideceğiz."
Bu ikinci derstir: Profesyonellik
“Yalnızca uzmanlaştığı işe odaklanır, hedefini şaşırmaz.”
Soyguncular çuvallara doldurdukları 2 milyon dolar ile hızla kaçıp sığınaklarına varırlar.
Daha genç ve okul okumuş olan soyguncu hevesle fikrini söyler:
"Abi, gel hemen paraları sayalım, ne kadar aldığımızı görelim!"
Yaşlı ve alaylı olan soyguncu tersler:
"Çok aptalsın! Burada 2 milyon doları saymak saatler alır. Bu gece ana haber bültenlerinde zaten tam olarak kaç para çaldığımızı söylerler, öğreniriz."
Bu üçüncü derstir: Tecrübe
“Pratikte kağıt üzerindeki diplomalardan çok daha hızlı sonuç verir.”
Soyguncular kaçtıktan hemen sonra banka müdürü, şube amirine talimat verir:
"Çabuk polisi ara, soygunu bildir!”
Şube amiri polisi aramadan önce müdürünün kulağına doğru eğilir ve fısıldar:
"Efendim, polise haber vermeden önce bir şey yapalım...
Zaten kasada daha önce kendi zimmetimize geçirdiğimiz 7 milyon dolar açık var. Soyguncuların aldığı 2 milyonun üzerine bunu da ekleyelim. Polise ve basına soyguncuların 9 milyon dolar çaldığını söyleyelim!"
Müdür gülümseyerek cevap verir:
"Harika fikir! Soygun sayesinde yıllardır kapatamadığımız açığı tek kalemde sildik. Hatta haftaya kendi hesabımıza aktarmayı planladığımız 1 milyon doları da ekleyelim, toplam kayıp 10 milyon dolar olsun!"
Bu dördüncü derstir: Fırsatçılık
“Kriz fırsata çevrilmiş, kendi hataları da başkalarının üzerine yıkılmıştır.”
Akşam soyguncular saklandıkları yerde heyecanla radyoyu açarlar.
Spiker son dakika haberini geçer:
"Gözü dönmüş soyguncular bugün bankadan tam 10 milyon dolar çalarak kayıplara karıştı!"
Soyguncular şaşkınlıkla birbirine bakar. Önlerindeki çuvalları döküp parayı defalarca sayarlar:
Tam olarak 2 milyon dolar vardır.
Genç soyguncu öfkeyle bağırır:
"Biz hayatımızı ortaya koyduk, silah çektik, polisle çatışmayı göze aldık ama topu topu 2 milyon alabildik!
Banka müdürü ise tek bir kalem oynatarak çaktırmadan 8 milyon doları cebine indirdi.
Gerçek soyguncu biz miyiz, yoksa o mu?"
Yaşlı soyguncu cigarasından bir nefes çekip acı acı güler:
"Sistem böyle işler evlat... Sistemli ve kravatlı soymak, silahla soymaktan her zaman daha kârlıdır.”
Bu da son derstir: Sistemik Gerçeklik
Bilgi, yetki ve sistemdeki konum sahipleri her zaman daha güçlüdür.
Temel'i idam sehpasına çıkarmışlar; boynuna ilmiği geçirdikten sonra sormuşlar:
“Söyleyecek son bir sözün var mı?”
Temel yanıtlamış:
“Ha bu bağa ders olsun!”
Demem o ki:
Çok da şey etmemek lazım. Dünya döneyi hayat devam edeyi…






