CİĞERİMİZ PARÇALANDI CAN DAYIM…

CİĞERİMİZ PARÇALANDI CAN DAYIM…

CİĞERİMİZ PARÇALANDI CAN DAYIM…

Bazı acılar vardır, insanın kelimelerini tüketir…
Bazı ayrılıklar vardır, insanın yüreğinde ömür boyu kapanmayacak bir yara bırakır.
Bugün benim için öyle bir gün…
Can dayımı kaybettik.
Zilayan Ailesi’nin en küçük fidanı, merhum annemin en küçük kardeşi… Ama benim için sadece bir dayı değildin. Sen benim dayım, ağabeyim, dostum, sırdaşım oldun.
Ölüm sana hiç yakışmadı be Can Dayım…
Sen ailenin lokomotifiydin. Herkesin derdine koşan, ailesini bir arada tutmaya çalışan, sorumluluk almaktan hiç kaçmayan biriydin. Orman İşleri Sendikası Genel Başkan Yardımcılığı gibi önemli bir görevde bulundun ama makamlar, mevkiler seni hiç değiştirmedi. Sen yine aynı Can Dayı olarak kaldın; mütevazı, samimi, ailesine bağlı…
Sonra o illet hastalık çıktı karşımıza.
Medlayın, Şehir Hastanesi ve son olarak Mersin Üniversitesi Hastanesi… Doktorlar ellerinden geleni yaptı. Bizler umutla bekledik, dualar ettik. Her geçen gün seni biraz daha kaybetmenin korkusunu yaşadık.
Son güne kadar gücüm yettiğince yanında olmaya çalıştım.
Sen ise son günlerini kendi yuvanda geçirmek istedin. Saygıdeğer eşin Nesrin yengem ve oğlun Ahmet Burak, büyük bir fedakârlık göstererek seni evine getirdiler. Bir dakika bile yanından ayrılmadılar.
Ben de elimden geldiğince yanınızda oldum.
Evinin direği kızın Nermin, eşi ve çocuklarıyla geldi; tam 15 gün boyunca senden ayrılmadılar. Sana moral vermek, elinden tutmak, yanında olduklarını hissettirmek için ellerinden geleni yaptılar.
Doktorlarını, hastane raporlarını, tedavilerini tek tek takip ettik.
Ama olmadı Can Dayım…
Ne yaptıysak olmadı.
İnsan bazen bütün gücüyle mücadele ediyor ama hayatın karşısında çaresiz kalıyor. İşte biz de o çaresizliği senin başucunda yaşadık.
Abdullah dayım, Mehmet dayım… Ailemizin her bir ferdinin yüreği yandı. Mehmet dayımla birlikte defalarca gidip geldik. Bir umut, bir çare aradık.
Ama olmadı…
Sen genç yaşta aileni, evlatlarını, torunlarını, kardeşlerini ve sevenlerini bırakıp gittin.
Seni Mezitli Mezarlığı’nda toprağa verirken içimizden bir parça da seninle birlikte toprağa girdi.
Gönlümüz hep merhum babanla ve annenin yanında olmanı isterdi. Ancak nasip böyleymiş.
Şimdi evin sessiz…
Sesin yok, nefesin yok, sohbetin yok.
Ama hatıraların var.
Seninle yaşadığımız güzel günler, konuşmalarımız, dostluğumuz ve ailemiz için verdiğin emekler var.
Bazı insanlar ölür ama ailelerinin hafızasında yaşamaya devam eder. Sen de bizim için öyle olacaksın.
Can Dayım…
Seni asla unutmayacağız.
Sen bizim için sadece Zilayan Ailesi’nin en küçük evladı değildin.
Sen bu ailenin yüreğiydin, direğiydin, lokomotifiydin.
Şimdi ciğerimiz parçalandı…
Ama biliyoruz ki ölüm, sevginin önüne geçemez.
Adın her anıldığında seni hatırlayacağız.
Bir aile sohbetinde, bir bayram sabahında, bir eski fotoğrafta, bir güzel hatırada yeniden yaşayacaksın.
Can Dayım, ölüm sana yakışmadı…
Mekânın cennet, makamın âli olsun.
Rabbim seni rahmetiyle kuşatsın.
Bizden yana hakkımız helal olsun.
Sen de hakkını helal et…
Zilayan Ailesi’nin en küçük fidanı, can dayım…
Seni toprağa verdik ama yüreğimizden hiç vermeyeceğiz.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun.
Allah’ım seni annen ve babanın yanına, sevdiklerinin arasına kabul eylesin.Güle güle Can Dayım…
Ciğerimiz parçalandı ama seni sevgimizle sonsuza kadar yaşatacağız.

Önceki Haber THK Müzesi yenilenen konsepti ile ziyaretçi çekiyor
Sonraki Haber TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR ŞÖLENİ BAŞLIYOR
Benzer Haberler