10 Nisan…

10 Nisan…

10 Nisan…

Bir tarihten fazlası, bir milletin huzurunun teminatı olanların onur günü.


Türk Polis Teşkilatı’nın 181 yıllık köklü geçmişi, yalnızca bir kurumun değil; fedakârlığın, cesaretin ve adanmışlığın tarihidir. 1845 yılında atılan o ilk adım, bugün milyonların güven içinde yaşadığı bir sistemin temelini oluşturdu. O günden bugüne değişen çok şey oldu; ama değişmeyen tek gerçek var: Bu milletin huzuru için gözünü kırpmadan görev yapan insanlar.
Bizler geceleri başımızı yastığa huzurla koyabiliyorsak, birileri o saatte sokak başlarında, karanlığın içinde nöbettedir. Onlar için gece-gündüz kavramı yoktur. Bayram, tatil, özel gün yoktur. Çünkü onların görevi, hayatın tam merkezindedir: İnsan hayatını korumak.
Polis olmak, sadece bir meslek değildir. Bu, yürekte taşınan bir sorumluluktur. Korkuya rağmen adım atabilmek, bilinmeze rağmen ilerleyebilmek ve gerektiğinde bir yabancının hayatı için kendi hayatını riske atabilmektir. İşte bu yüzden “gerçek cesaret” denildiğinde akla ilk gelenlerden biri polislerimizdir.
Ceyhan’da görevine başlayan Emniyet Müdürü Sayın Oğuz Şahin’in kısa sürede halkın gönlünde yer edinmesi de aslında bu anlayışın bir yansımasıdır. Çünkü güven, sadece sağlanmaz; aynı zamanda hissettirilir. Ve bu his, samimiyetle, özveriyle ve halkla kurulan güçlü bağlarla büyür.
Yıllardır sahada olan bir gazeteci olarak şunu açıkça ifade edebilirim ki; polislerimiz çoğu zaman görünmeyen yükleri taşır. Bir olayın arka planında, bir kriz anında, bir felaketin ilk saniyelerinde hep onlar vardır. Ama çoğu zaman alkışlanmadan, manşetlere çıkmadan görevlerini tamamlarlar. İşte bu yüzden onlar, “sessiz kahramanlar”dır.
Onlar; devletin sahadaki gücü, milletin huzur kapısı, adaletin ise sarsılmaz bekçileridir. Sadece güvenliği sağlamakla kalmazlar; aynı zamanda birlik ve beraberliğimizin de teminatıdırlar. Çünkü bir toplumun en büyük gücü, kendini güvende hissetmesidir.
Elbette bu kutsal görev, ağır bedeller de ödetmiştir. Görev başında şehit düşen polislerimiz, bu vatanın hafızasında silinmeyecek izler bırakmıştır. Gazilerimiz ise yaşayan kahramanlar olarak aramızda, bu onurlu mücadelenin sembolü olmaya devam etmektedir.
Bugün şehir dışında olabilirim…
Ama kalbim, gönlüm, dualarım o üniformayı taşıyan herkesle birlikte.
Bu vesileyle başta vatanı için canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; görevini büyük bir onur ve sorumlulukla sürdüren tüm emniyet mensuplarımızın Polis Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum.
181 yıldır olduğu gibi…
Yine aynı kararlılıkla, yine aynı cesaretle:
Önce vatan, sonra can.
İyi ki varsınız.

Benzer Haberler