Allah devlete zeval vermesin…

Allah devlete zeval vermesin…

Allah devlete zeval vermesin…


Bu söz bazen bir temenni, bazen bir sığınak, bazen de yaşanmışlığın içinden süzülüp gelen derin bir şükrün ifadesidir. Geçtiğimiz günlerde yaşananlar ise bu sözün ne kadar dolu,ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha hatırlattı.


Ceyhan’a bağlı Başören Köyü’nde,yıllar önce Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde vatan uğruna toprağa düşen şehidimiz İsa Çiçek için düzenlenen mevlit programında zaman adeta durdu.Aradan geçen onca yıl,bir annenin yüreğindeki acıyı eksiltmemişti.Şehidin baba ocağında yükselen dualar, sadece bir evladın ardından değil; bu toprakların bedelini hatırlatan bir hafızanın da ifadesiydi.
Yağmurun gökyüzünden adeta boşanırcasına yağdığı o gün,aslında duyguların da yeryüzüne döküldüğü bir gündü. Camiden çıkan vatandaşlarla birlikte Şehit ve Gaziler Vatan Derneği Başkanı Ayşe Muhacir ve yönetimininde hazır bulunduğu mevlit de,okunan Kur’an tilavetleri, ilahiler…Her biri hem sabrın hem de teslimiyetin sesi oldu.Ancak hayat,her zaman olduğu gibi acının yanında imtihanı da eksik etmiyordu.
Yollar kapandı.Isırganlı güzergâhı riskliydi. Sağkaya Tatlıkuyu arasında köprü zarar görmüş, geçiş imkânsız hale gelmişti. İşte tam da bu noktada, “devlet” dediğimiz o görünmeyen ama her an hissedilen güç sahneye çıktı.Yağmurun altında görev yapan jandarma ekipleri, vatandaşın can güvenliği için bir an bile tereddüt etmeden mücadele etti. Ardından Devlet Su İşleri ekipleri hızla müdahale etti; kepçeler, araçlar,emek ve koordinasyon… İki saat içinde kapalı yol yeniden açıldı.
Bu sadece bir yolun açılması değildi.Bu,zor zamanda elini taşın altına koyan bir iradenin,milletine sahip çıkan bir anlayışın somut haliydi.İşte bu yüzden insanın dilinden kendiliğinden dökülüyor: Allah devlete zeval vermesin.
Günün devamında ise bir başka acının kapısı çalındı. 1992 yılında Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde şehit düşen Jandarma Er Yasin Dorak’ın kıymetli babası Levent Dorak’ın vefatı… Bir şehit ailesinin daha yükü ağırlaştı.Şehit ve Gaziler Vatan Derneği Başkanı Ayşe Muhacir ve yönetimininde hazır bulunduğu,Emek Mahallesi’nde kurulan taziye çadırını bu kez yağmur bastı.Sanki gökyüzü,bu ailenin acısına ortak olmak istercesine durmadan ağlıyordu.
Ama yine de hayat, dayanışmayla ayakta kalıyor.Mahallede yapılan mütevazı taziye evi, büyütülme hazırlığında. Genç ve gayretli bir muhtar
Muhsin Dorak'ın çabası, aslında geleceğe dair bir umut.Çünkü bu millet,acıyı da paylaşmayı biliyor, yarayı da birlikte sarmayı…
Ve tüm bu yaşananların ortasında yaklaşan bir bayram var: 23 Nisan. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün,bir yandan geleceğe dair umutlarımızı yeşertirken,diğer yandan geçmişin fedakârlıklarını unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor.
Bir yanda şehitlerimizin emaneti,diğer yanda çocuklarımızın yarınları… Bu iki çizgi aslında aynı yerde birleşiyor: Vatan sevgisinde.
Hayat bazen üst üste gelen yağmurlar gibi… Kimi zaman yolumuzu kapatıyor, kimi zaman çadırlarımızı su basıyor.Ama önemli olan, o yağmurun altında dimdik durabilmek.Devletiyle, milletiyle, duasıyla, sabrıyla…
Ve şimdi bir dua da hastane odasında şifa bekleyen hasta dayımız için yükseliyor.Dualar birleştiğinde mesafeler anlamını yitirir.Umut,en karanlık anlarda bile yol bulur.
Dileğimiz o ki; dönüşümüz güzel haberlerle olsun.
Çünkü bu topraklarda her acının içinde bir umut,her zorluğun ardında bir dayanışma vardır.
Allah devlete zeval vermesin…

Benzer Haberler