Bir sabah uyanıyorsunuz.

Bir sabah uyanıyorsunuz.

Bir sabah uyanıyorsunuz.


Haber şu:
İlteriş Altıntaş, Ceyhan’a geldi geleli “ilk”lere imza atıyor.
Hükümlüler cami temizliyor.


Evet, yanlış okumadınız.
Suç işlemiş insanlar, ellerine süpürge alıyor.
Kirlenen yerleri temizliyor.
Belki biraz da kendi içlerini.
Bu ülkede “ceza” denince akla sadece dört duvar gelir.
Oysa bazen bir insanın en çok ihtiyacı olan şey, toplumun içine yeniden karışabilmektir.
Camiler temizleniyor.
Cemaat memnun.
Haber yankı uyandırıyor.
Teşekkürler yağıyor.
Güzel.
Ama bir soru düşüyor insanın içine.
Camilerden sonra…
Okullar da nasibini alır mı inşallah?
Çünkü camiye gelen büyüktür.
Abdestlidir.
Ayağını nereye bastığını bilir.
Ama okul?
Okulda çocuk var.
Haylaz var.
Yaramaz var.
Aç var.
Evet, aç.
Bazı yabancı ülkelerde çocuklara sabah kahvaltısı veriliyor.
Öğle yemeği veriliyor.
Devlet “itibar”ı çocukların gözündeki ışıltıda arıyor.
Bizde?
Okul müdürü para arıyor.
Öğretmen fotokopi parasını düşünüyor.
Veliden istenen üç kuruş, sosyal medyada “rüşvet” diye dolaşıyor.
Devlet okula para veriyor mu?
Veriyor.
Yetiyor mu?
Yetmiyor.
Yük kimin omzunda?
İdarecinin.
Öğretmenin.
Vicdanın.
Bugün cami temizliği yaptıran bir irade varsa,
yarın okulun boyasını, bahçesini, sırasını da düşünemez mi?
Ceza sadece duvar örmek değildir.
Topluma katkı sunmaktır.
Toplumun en kıymetlisine dokunmaktır.
En kıymetlimiz kim?
Çocuklarımız.
En büyük itibar nedir?
Saray değil.
Makam arabası değil.
Tören değil.
Sırası kırık olmayan bir okul.
Tuvaleti temiz bir bina.
Karnı tok bir öğrenci.
Yıllar sonra duyarlı bir başsavcıdan söz ediliyor.
İnsan umutlanıyor.
Belki bir gün,
okul bahçesinde boyama yapan hükümlüler görürüz.
Kütüphane rafı çakan insanlar.
Atölye kuran eller.
Cami temizliği sevaptır.
Okul temizliği gelecektir.
Ve bu memlekette en büyük ibadet,
bir çocuğun başını okşayabilmektir.
İnşallah.
Camilerden sonra…
Okullar da nasibini alır.

Benzer Haberler