Cafer Başkanla Kazanan Adana Olsun
Bazı koltuklar vardır…
O koltuklara oturulmaz.
O koltuklar taşınır.
Bazı görevler vardır…
Unvan değildir.
Sorumluluktur.
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin olağan kongresi yaklaşırken, işte tam da bu yüzden konuşulan şey bir seçim değil aslında. Konuşulan şey; vefa, emek ve hafıza.
Adana’da gazetecilik, sadece haber yazmak değildir.
Adana’da gazetecilik; sıcağın altında, gecenin bir vakti, acının ortasında, dayanışmanın tam kalbinde olmaktır.
Ve bu cemiyetin kapısından içeri girdiğinizde sizi karşılayan şey; bir tabela değil, bir duruştur.
Bugün o duruşun adı Cafer Esendemir.
Bu şehri Türkiye’nin dört bir yanında temsil eden, bilgisini makam için değil, meslek için kullanan, Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nda başkan vekilliği yaparken bile “ben” demeyen bir isim.
En önemlisi de şudur:
Meslektaşının cenazesinde en önde,
Düğününde en içten tebessümle oradadır.
Eskiden…
İlçeden gelip cemiyetin kapısını çalmak bile meseleydi.
Bugün o kapı ardına kadar açıksa, bu bir tesadüf değildir.
Elbette koltuklar kimseye baki değildir.
Elbette her koltuğun bir emanet süresi vardır.
Ama emaneti teslim etmeden önce sorulması gereken tek bir soru vardır:
Bu koltuk görevini yaptı mı?
Cevap nettir.
Bugün Cafer Esendemir’in karşısında Spor Yazarlarını yürütemeyen
genç, hevesli bir meslektaşımız var: Kurtul Çakın.
Heves kıymetlidir.
Gençlik umut verir.
Ama gazetecilikte özellikle Cemiyet yönetiminde aceleye yer yoktur.
Her şeyin bir sırası vardır.
Her bayrağın bir devralma zamanı.
Sefa Saygıdeğer varken,
Hüseyin Arat varken,
Bu camianın daha çok yolu,daha çok öğreneceği vardır.
Bu bir karşı çıkış değil.
Bu bir zamanlama meselesidir.
31 Ocak’ta sandık kurulacak.
Vicdanlar konuşacak.
Kalemini onurla taşıyan gazeteciler karar verecek.
Kim kazanır bilinmez.
Ama temennimiz nettir:
Kazanan Adana olsun.
Kazanan meslektaşlarımız olsun.
Kazanan gazeteciliğin itibarı olsun.
Çünkü bu şehir, kavgayla değil;
emekle, hafızayla ve vefayla büyür.
Haydi hayırlısı…








