Çanakkale’de rüzgâr başka eser…

Çanakkale’de rüzgâr başka eser…

Çanakkale’de rüzgâr başka eser…


İnsanın yüzüne değil, içine dokunur.
Bir yanın bugünde, bir yanın tarihin en ağır yükünde kalır.
Biz de öyleydik.


Bir çalıştay için geldik aslında…
Dosyalar, sunumlar, yasa taslakları…
Cümleler kurduk, kavramlar tartıştık.
“Medya Meslek Yasası” dedik, “öz denetim” dedik, “hukuki güvence” dedik…
Ama Çanakkale…
Sizi sadece konuşturmaz.
Susturur da.
Büyük Truva Oteli’nde bir araya geldiğimizde, yılların hasreti vardı gözlerde.
Sarılmalar uzundu…
Cümleler yarım…
Çünkü bazı duygular anlatılmaz, sadece hissedilir.
Sonra kapılar açıldı.
Valilik makamı…
Belediye…
Üniversite…
Protokoller, imzalar, iyi niyetler…
Herkes aynı cümlenin etrafında birleşti:
“Bu meslek sahipsiz kalmamalı.”
Haklıydık.
Çünkü gazetecilik…
Sadece haber yazmak değildir.
Bazen bir ülkenin hafızasıdır.
Bazen bir annenin gözyaşı…
Bazen de susturulmaya çalışılan gerçeğin son nefesidir.
Çalıştay salonunda konuşmalar yapıldı.
Akademisyenler anlattı, uzmanlar çizdi, biz dinledik.
Ama herkesin içinde aynı soru yankılanıyordu:
“Gerçek ne zaman korunacak?”
Çünkü artık en büyük sorun bilgisizlik değil…
En büyük sorun, bilginin kirlenmesi.
Teyitsiz bir cümle, bir ülkeyi karıştırabilir.
Yanlış bir haber, bir insanın hayatını karartabilir.
İşte bu yüzden…
Bir yasa sadece metin değildir.
Bir yasa, vicdandır.
Sonra…
Troya’ya gittik.
Taşlar konuşmaz derler ya…
Yalan.
Orada her taş bağırıyor.
“Geçmişi unutursan, geleceği kaybedersin” diye.
Hamidiye Tabyaları…
Toplar hâlâ suskun ama ağır…
Sanki birazdan yeniden ateşlenecek gibi.
Ve o batık gemi…
Denizin ortasında değil…
İnsanın içinde batıyor aslında.
Şehitler Abidesi’ne geldiğimizde…
İşte orada…
Cümleler tamamen bitti.
Çünkü bazı yerlerde konuşmak, saygısızlıktır.
Sadece bakarsın.
Sadece hissedersin.
Ve sadece şunu anlarsın:
Bu topraklarda her şey kolay kazanılmadı.
Gazetecilik de kolay yapılmamalı.
Eğer bir yasa yapılacaksa…
Sadece meslek için değil,
Bu ülkenin hafızası için yapılmalı.
Çünkü basın özgür değilse…
Gerçek de özgür değildir.
Ve gerçek özgür değilse…
Hiçbirimiz gerçekten özgür değiliz.
Çanakkale’den dönerken insanın valizinde eşya olmaz…
Yük olur.
Biraz hüzün…
Biraz sorumluluk…
Biraz da vicdan.
Ve en çok da şu cümle:
“Bu meslek sahipsiz kalmamalı.”
Kalmasın.
Çünkü bazı mücadeleler…
Sadece bugün için değil,
Yarın utanmamak içindir.

Benzer Haberler