CEYHANLI FİDANIMIZ ELİFİ KAYBETTİK

CEYHANLI FİDANIMIZ ELİFİ KAYBETTİK

CEYHANLI FİDANIMIZ ELİFİ KAYBETTİK

Burası Ceyhan.
Haritalarda küçük puntolarla yazılan, acıları ise kocaman yaşayan bir memleket.
Geçtiğimiz hafta Üçdutyeşilova Mahallesi’nde bir servis aracı dereye uçtu.
Dokuz köyden çocuk taşıyordu.


Okula gidiyorlardı.
Hayata gidiyorlardı.
Sekiz öğrenci yaralandı.
Bir çocuk…
Daha 6. sınıf öğrencisi…
Elif Mülayim…
Tutunamadı hayata.
Adı Elif’ti.
Bir harf kadar ince, bir ömür kadar ağır acı bıraktı.
Şimdi soruyorum.
Bu bir “kaza” mı?
Kaza dediğiniz şey, kaderle açıklanır.
İhmal ise tercihle.
Köy okullarını kapatırsınız.
“Taşımalı eğitim geçici çözüm” dersiniz.
Yıllar geçer, geçici kalıcı olur.
Çocukları sabahın köründe yollara dizersiniz.
İhaleyi en ucuza verirsiniz.
Denetimi kâğıt üzerinde yaparsınız.
Sonra dereye uçan bir servis için “soruşturma başlatıldı” dersiniz.
Vicdan rahat.
Cümle hazır.
Çocuk toprağın altında.
Tasarruf diyorsunuz.
Neyden tasarruf?
Servis denetiminden.
Şoför eğitiminden.
Yol güvenliğinden.
Kamusal sorumluluktan.
Ama tasarruf edilmeyecek tek şey vardı:
Çocuğun hayatı.
Bir fidan gitti.
Ceyhan’ın toprağı bir evladını daha aldı.
Eğer bu olay büyükşehirde olsaydı…
Eğer adres İstanbul olsaydı…
Eğer dere kenarı değil de boğaz manzarası olsaydı…
Ekranlar susar mıydı?
Ama burası Ceyhan.
Torosları aşamayan seslerin memleketi.
Sözde sendikalar nerede?
Sözde sivil toplum nerede?
Sözde “çocuklarımız geleceğimiz” diyen siyaset nerede?
Bir tek Eğitim-İş Sendikası kınama yayınladı, o kadar.
Kınama…
Toprak soğuk.
Anne sıcak gözyaşı döküyor.
Bir sıranın yeri boş.
Bir defter yarım.
Bir hayat eksik.
Bu bir yönetim zafiyeti değil.
Bu bir tercih.
En düşük maliyet.
En zayıf denetim.
En yüksek risk.
Çocukların can güvenliği ihale kalemi değildir.
Yaşam hakkı piyasa mantığına teslim edilemez.
Her facianın ardından aynı cümle:
“Gereği yapılacak.”
Gereği ne biliyor musunuz?
Kaza olduktan sonra soruşturma açmak değil,
kaza olmadan önce önlem almaktır.
Kapattığınız köy okulları çürürken,
çocuklar yollarda savruluyor.
Bu memlekette asfalt kadar değer görmeyen tek şey insan hayatı olamaz.
Elif artık yok.
Ama sorular duruyor.
Denetimsiz servisler kimin sorumluluğunda?
Güvencesiz çalıştırılan şoförlerin riskini kim üstlenecek?
Riskli yolları görmezden gelenler bu ölümün neresinde?
Cevap vermeye cesaret var mı?
Ceyhan sahipsiz değildir.
Ama susarsak sahipsiz kalır.
Bir çocuğun adıydı Elif.
Şimdi bir vicdan sınavı.
Ya bu düzen değişecek,
ya da biz her yıl bir fidan daha toprağa vereceğiz.
Ve sonra dönüp yine aynı soruyu soracağız:
“Bu bir kaza mıydı?”

Benzer Haberler