KLAVYE VAR, AKIL YOK

KLAVYE VAR, AKIL YOK

KLAVYE VAR, AKIL YOK


Yeni yıla sayılı günler kaldı.
Takvim değişiyor.
Ama bazı alışkanlıklar…
Hiç değişmiyor.


Mesela:
Toplum içinde iki kelimeyi yan yana getiremeyenlerin,
klavye başına geçince hukuk profesörü,
ahlak bekçisi,
savcı yardımcısı kesilmesi…
Normal hayatta “Günaydın” demeye çekinenler,
sosyal medyada “her şeyi bilen”,
CİMER’de “herkesi suçlayan”,
MEBİM’de “herkesi şikâyet eden”
birer klavye kahramanı oluyor.
Delil var mı?
Yok.
Tanık?
O da yok.
Bilgi?
Hiç yok.
Ama cesaret…
O bol.
İftira bedava,
sorumluluk pahalı olunca
klavye daha bir hızlı çalışıyor.
Yetkililer nihayet “dur” dedi.
Hem de öyle nazikçe falan değil.
Net.
Sert.
Hukuki.
“Eğer iddia ettiğin suçun arkasında delilin yoksa,
tanığın yoksa,
sadece canın sıkıldığı için yazıyorsan…
tazminat da var,
adli süreç de var.”
Yani ne diyor devlet?
“Her yazdığın, yazı değildir.
Her attığın çamur, tutmayabilir.
Ama sana dönebilir.”
Öğretmeni,
okul müdürünü,
eğitim yöneticisini
klavye başında harcamak kolay.
Ama o insanlar;
sabahın köründe okul kapısı açan,
çocuklara rol model olmaya çalışan,
yıllarını bu ülkenin evlatlarına vermiş insanlar.
Bir tuşla kariyer yakmaya çalışanlara artık bir hatırlatma var:
Cumhuriyet Savcısı da bir tuş uzağında.
Evet…
Şikâyet etmek vatandaşlık hakkıdır.
Ama iftira atmak suçtur.
Eleştiri haktır.
Ama sallamak…
Bedel ister.
Yeni yıla girerken iyi düşünün.
Çünkü klavyenin “enter” tuşu var,
ama
hukukun “geri al” tuşu yok.
Benden söylemesi.

Benzer Haberler
Rastgele Oku