Vay Ceyhan’ım Vay…
Türkiye’nin dört bir yanını gezip dolaşıyorum…
Ankara’nın ayazı, Kırıkkale’nin sertliği, Nevşehir’in taşında tarih, Niğde’nin toprağında bereket, Bor’un rüzgârında memleket kokusu…
Her gittiğim yerden dönünce insan bir “oh” der ya…
Ben dedim.
Ama Ceyhan’a varınca keşke demeseydim.
Ceyhan…
Bir zamanlar pamuk tarlalarının koktuğu, çocukluğumuzun bisikletle sokak sokak dolaştığı, akşam serinliğinde çay bahçelerinden kahkaha sesleri yükselen o güzelim şehir.
Bugün?
Resmen şantiye.
Tedaş bir yandan, Türk Telekom öbür yandan…
Kazıyorlar.
Kazıyorlar.
Kazıyorlar.
Sanki memleket altın yatağı, sanki toprağın altında gömü var da bir an önce çıkarmaları gerekiyor.
Hani defineciler gece çalışırdı?
Bizimkiler gündüz gözüyle bütün mahalleyi köstebek yuvasına çevirmiş.
Eski mahallem, Bota Mahallesi…
Zaten yıllardır kaderine terk edilmişti.
“Bir gün güzelleşecek” diye bekliyorduk.
Türk Telekom sağ olsun, o ihtimali de gömdü.
Mahalle değil, Ay yüzeyi.
Kaldırım yok, asfalt yok, çukur çok.
Öyle böyle değil…
Navigasyon “aracınız arazi moduna alındı” diyor.
Madem kazıyorsun kardeşim,
Madem hizmet getiriyorsun,
Bari bir işaret koy…
Bir reflektör, bir şerit, bir uyarı tabelası…
Bir dua mı edelim üstüne?
Yine aynı çukura düştüm.
Yine aynı öfke, aynı hayal kırıklığı…
Ceyhan bu kadar sahipsiz mi?
Sahi, bu memleketin sahipliği kime zimmetli?
Belediye Başkan Vekili Sevil Aydar Filiz…
İyi niyetli mi?
Evet.
Uğraşıyor mu?
Evet.
Yetiyor mu?
Ne yazık ki hayır.
İyi niyetle memleket yönetilmiyor.
İyi niyet çukuru kapatmıyor, asfalt atmıyor, koordinasyon sağlamıyor.
Adana Büyükşehir desen…
Onlar bildiğini okuyor.
Faturasını da Ceyhan ödüyor.
Biri elektrik kazıyor, kapatmıyor.
Öteki internet kazıyor, kapatmıyor.
Ya arkadaş, madem biriniz kazıyacaksınız, öbürünüz bari beklesin de aynı yeri iki kez mahvetmeyin.
Bu memlekette iki kurumun birbirinden haberi yok mu?
Telefonda konuşmuyor musunuz, WhatsApp grubunuz mu yok?
Hani şehircilik?
Hani planlama?
Hani insan gibi bir yol?
Memleketin sokakları savaş alanı, kurumlar ise barış içinde(!) çalışma hâlinde.
Sonra da “Hizmet getiriyoruz” diyorlar.
Şaka mı bu?
Hizmet dediğin, millete çile çektirerek yapılmaz.
Hizmet dediğin, vatandaşı aracıyla slalom yarışı yaptırarak ölçülmez.
Hizmet dediğin, kazdığın yeri kapatmadan yenisine koşmak değildir.
Hizmet…
Önce insana saygıdır.
Ceyhan’ım…
Pamuk kokulu şehrim…
Bir gün seni sahipsiz bırakmayan biri çıkar mı bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Hizmet bahanesiyle çile çektirmek değil,
Memleketi toparlamak erdemdir.
Bugün Ceyhan’ın ihtiyacı asfalt değil,
"Ben buradayım" diyecek bir vicdan.
Vay Ceyhan’ım vay…
Seni bu hâle düşürenler utansın.