Yüreğimizi Yaktın Yusuf Abi…
Bazı insanlar vardır…
Adı söylenince susulur.
Arkasından konuşulmaz, yazılır.
Ama ne yazarsan yaz, eksik kalır.
Çünkü bazı insanlar kelimeyle anlatılmaz.
Onlar ancak yürekle hissedilir.
Yusuf Kuvvet…
Bir isim değil sadece.
Bir duruş.
Bir emanet.
Bir devrin sessiz tanığı.
Bugün gitti.
Ama öyle gitmek gibi değil bu.
Bir insanın ölmesi değil sadece…
Bir şehrin hafızasından bir sayfanın kopması.
Ceyhan’dan Çukurova’ya,
İstanbul’dan ülküdaş sofralarına kadar
herkesin “abi” dediği bir adamdı o.
Herkesin “Yusuf Abi”si.
Gürültüsü yoktu.
Bağırmazdı.
Parmak sallamazdı.
Ama konuştu'mu dinlenirdi.
Çünkü sözünün arkasında hayat vardı.
Hayrettin Alp abimin dediği gibi;
1980 öncesinin karanlık günlerinde
bir yurt odasında yan yana yatan çocuklardandandı.
Bombanın ne demek olduğunu kitaplardan değil,
duvarların titrediği gecelerden bilenlerdendi.
Mustafa Erol şehadete yürürken,
o yaralı kaldı bu hayatta.
Gazilik madalyasını göğsünde değil,
suskunluğunda taşıdı.
Kimseye yük etmedi.
Kimseye anlatmadı.
Kahramanlığını kendine sakladı.
Avukattı…
Ama cübbesinden önce insanlığı gelirdi.
Beyefendiydi…
Ama mesafeliydi sanma;
yüreği her zaman açıktı.
Kırmadı.
İncitmedi.
Kimseye yüksekten bakmadı.
Bir şehir düşün…
İçinde Yusuf Abi yok.
Eksik kalır.
Bir sohbet düşün…
Onun gülümsemesi yok.
Yarım kalır.
Bir cenaze düşün…
“Geri gelmeyecek” gerçeğini kimsenin kabul edemediği.
İstanbul Davutpaşa Bircan Bircan Eresin Camiden alınarak,Yeni Bahçeköy Mezarlığın’da toprağa veriliyor ama
kalbi hâlâ Ceyhan’da atan bir adam.
Oğlu Buğra…
Aslan gibi.
Eşi…
Onurlu, vakur.
“Gözün arkada kalmasın” denir ya…
İşte öyle bir arka bıraktı.
Daha dün gece…
Saat 17.25.
Bir WhatsApp mesajı.
Şanciğim, uzun zamandır Hastanede yatıyorum.
“Yazılarını okuyorum…”
“Cesur kalemine sağlık…”
“Ceyhan için nimetsin…”
İnsan ölmeden önce böyle vedalaşır mı?
Böyle zarif olur mu?
Son sözleri bile başkasını yüceltmekti.
Cenazeye gidemeyenler oldu.
Yağmur vardı.
Ama asıl fırtına insanların içindeydi.
Mezardan dönmek zor geldi.
Çünkü orada bir beden değil,
koca bir hayat bırakıldı.
Dürüstlüğüyle…
Efendiliğiyle…
Mücadelesiyle…
Şimdi anılar konuşuyor.
Her anlatılan hikâyede
gözler doluyor.
Çünkü Yusuf Abi
her girdiği kalpte iz bırakmıştı.
Hani Ceyhan’da oturacaktınız?
Hani bir çay daha içilecekti?
Hani “bir ara” vardı?
İşte hayat…
“Bir ara”yı sevmez.
“Bir gün”ü hiç sevmez.
Ama şunu bil Yusuf Abi…
Seni unutan olmayacak.
Unutturan hiç olmayacak.
Çünkü bazı insanlar ölmez.
Toprağa girer,
ama vicdanlarda yaşamaya devam eder.
Nurlarda uyu Yusuf Abi…
Bu memleket seni unutmaz.








