Sessiz Adamlar Memleketi Ayakta Tutar
18-01-2026 11:36Bu ülkede herkes bir yerlere gelmek ister. Makam ister. Koltuk ister. Unvan ister.
Bu ülkede herkes bir yerlere gelmek ister. Makam ister. Koltuk ister. Unvan ister.
Bu Kalem Susmaz 10 Ocak geldi geçti. Bazıları için takvim yaprağıydı. Bazıları için protokol maddesi. Bazıları içinse…
Bazı insanlar vardır… Adı söylenince susulur. Arkasından konuşulmaz, yazılır. Ama ne yazarsan yaz, eksik kalır. Çünkü bazı insanlar kelimeyle anlatılmaz. Onlar ancak yürekle hissedilir.
Gazeteciyim. Yıllardır sağlık sektörünün içindeyim. Hastane koridorlarını, evinin koridorundan daha iyi bilenlerdenim. Bazen haber için girdim o kapılardan…
Ceyhan kurtuldu… 104 yıl önce. Toprağıyla, suyuyla, insanıyla.
Takvim yaprakları 104 yıl öncesini gösterdiğinde, bu topraklarda bir cümle yankılandı. Öyle sıradan bir cümle değildi.
Yeni yıla sayılı günler kaldı. Takvim değişiyor. Ama bazı alışkanlıklar… Hiç değişmiyor.
Gazeteciyim. Yıllardır sağlık sektörünün içindeyim. Hastane koridorlarını evinden çok görenlerdenim.
Baban giderse, evin duvarları ayakta kalır da, içi çöker. Saat çalışır, takvim yaprakları düşer, ama zaman durur.
Bazı insanlar vardır; adı manşetlere çıkmaz, makam odalarında oturmaz, büyük cümleler kurmaz… Ama bir şehrin kalbinde sessizce yer eder. İşte Muhittin de onlardan biriydi. Ceyhan’ın sokaklarında tanıdık bir yüz, selamı içten, gülüşü eksik olmayan bir emekçiydi.
Ceyhan’da uzun süredir bir koltuk vardı. İçinde oturan vardı mı, yok muydu… O biraz muamma. Ama artık o koltukta Avukat Bülent Demirel oturuyor. Hayırlı olsun.
Bazı şehirler vardır… Haritada küçük görünür. Ama yürekte büyük yer kaplar. Nevşehir öyle bir yer işte.
Gazetecilik… Sadece haber peşinde koşmak değil; insan biriktirmek, hatıra toplamak, vefayı yollara serpiştirmektir. Türkiye’nin dört bir yanında, Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yıllardır kalem tutarken öğrendiğim en önemli şey şudur: Gittiğiniz yerler değil, sizi orada karşılayan yürekler iz bırakır.
40 yıldır Sahadayım… Gazetecilik öyle masa başında olmuyor. Hayatın içindeyim. Düğünde de varım, maçta da… Ama en çok nerede varım biliyor musunuz? Cenazede.
Ceyhan’da sabah yedi. Hastane koridorları henüz uykulu… Çay ocakları yeni yanmış… Bazı odalarda ışık bile yanmıyor henüz. Ama bir odada hayat çoktan başlamış. Çünkü bazı meslekler vardır, mesaiyle değil, vicdanla başlar. İç Hastalıkları Uzmanı Ahmet Uludağ,
Kırk yıldır Ceyhan’da… Beş gazete, iki radyo, bir televizyon… Deyim yerindeyse, Kırk yıldır Ceyhan’da… Beş gazete, iki radyo, bir televizyon… Deyim yerindeyse, bu memleketin tozunu dumana katarak değil; tozunu, dumanını, yükünü sırtlanarak hizmet etmiş insanlarız. Gazetecilik yapmaktayız.
Geçen yıl belediyenin düzenlediği, hem halkın gezdiği, hem esnafın kazandığı, hem de Ceyhanspor’un nefes aldığı Yöresel Ürün Fuarı vardı ya…
Bazen bir şehrin kaderi, bir takımın forması nettir…
Bazen çok zordur arkadaşını dostunu,yol arkadaşını yazmak... Hele 'de Ceyhan Gazeteciler Cemiyeti ve TGF de birlikte yol arkadaşlığı yaptığın abin,fani dünyadan göçüp gitmişse daha da zordur kelimeleri bir araya getirmek...
Ceyhan’ın milli takımı Ceyhanspor, yıllar sonra yeniden şampiyonluk yürüyüşüne çıkmışken, kentte hâkim olan sessizlik insanın içini acıtıyor.Bir zamanlar her köşe başının bayraklarla süslendiği, sokakların Yeşil-Beyaz coşkuyla dolup taştığı o günler sanki hafızalardan
Bazen bir insanı yazmak, onu anlatmak dünyanın en zor işine dönüşür. Hele ki o insan sadece bir dost değil, bir abi ise… Hele ki artık aramızda değilse… Kelimeler, yüreğin taşıyabildiğinden daha hafif kalır.
Bugün 3 Aralık… Dünya Engelliler Günü. Yıllardır bu günü takip eden, haberini yapan bir gazeteci olarak her yıl aynı acı gerçeğin içimde yeniden yankılandığını hissederim. Ama bugün bende ve ailemde bu yankının sesi biraz daha farklı, biraz daha derinden geliyor… Çünkü bu gün, bizim evimizin, bizim kalbimizin de her yıl hatırladığı bir gün.
Türkiye’nin dört bir yanını gezip dolaşıyorum… Ankara’nın ayazı, Kırıkkale’nin sertliği, Nevşehir’in taşında tarih, Niğde’nin toprağında bereket, Bor’un rüzgârında memleket kokusu…